28 Haziran 2011 Salı
Güzel sanatlara girmeden önce
Sevgili gençler ben 1971 de okula girmiştim. O zaman bir tane özel ve iki devlet güzel sanatlar okulu vardı.Özel olduğunu bilmiyordum zaten okuyamazdım da. Yıllarca bu devlet okullarına girebilmek için resim yaptım. Ve çok resim yapıp ders çalışmadığım için sınıfta da çok kaldım.O zamanlar ders geçmek bu kadar kolay değildi.Öyle ortalamayla geçmek falan yoktu.Annem bir çok resmimi attı.Şu an elimde kalan ve bulabildiklerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Çünkü bunlar bir hafta gidilen bir kurstan bir yıl sonra yaptıklarım.Bu kursta da figür filan çizmemiştik. Daha sonra grafik bölümünde afiş, kitap kapağı vs olduğunu duydum ve mülakat için bir kapak tasarladım. Şimdi ben şaşırıyorum yaptıklarıma bakınca. Hiç bir bilgim olmadan üstelikte en zor olan "S" harfini neredeyse doğru yapmışım:):) Neyse bunları size kendimi övmek için buraya almıyorum. Sadece görmeniz için ve kendinizin nerede olduğunu görmeniz için koyuyorum. Bir not daha o yıllarda MFÖ den Fuat günerin kız kardeşiyle aynı sınıftaydık ve babası ünlü fotoğrafçı Sami Günerdi. Arkadaşım bana bu okullarda tek çizginin önemli olduğunu söylemişti. Ben de kendimi bu yönde geliştirdim. Tonlamayla hataları gizlemek aslında daha kolay ama tek çizgiyle mümkün değil.
12 Şubat 2011 Cumartesi
Yeni Rakı

Yıllar önce Tekelde çalışırken yaptığım yeni rakı etiketini yıllar sonra Amerikalı bir zencinin elinde gördüm. Yeni rakı için arama yaparken karşılaştım ve birden çok garip şeyler hissettim. Benim etiketini yaptığım ve şişesiyle birlikte arkadaşlarımızla yaptığımız o çalışmayı çok uzaklardan bir insanın elinde görmek çok acayiyti. Sanki orada göremezmişiz gibi..
1 Aralık 2010 Çarşamba
20 Mayıs 2010 Perşembe
15 Nisan 2010 Perşembe
11 Nisan 2010 Pazar
7 Ocak 2010 Perşembe
24 Eylül 2009 Perşembe
3 Eylül 2009 Perşembe
24 Ağustos 2008 Pazar
22 Mayıs 2008 Perşembe
23 Nisan 2008 Çarşamba
Bira ilanları
Yıllar önce yaptığım bu ilanların Milliyet gazetesinde Mehmet Yalçın'nın köşesinde gördüm. Kendisine bir mesaj attım nerden bulduğunu benim elimde bu ilanların olmadığını yazdım. Sadece nerden bulduğunu öğrenip, ben de ordan alabilirim diye düşünmüştüm. Yanıt bile vermedi. Bende zgazeteden taradım.Gazete de yayın tarihi tarihleri 10.02.2008 ve 20.04.2008
21 Nisan 2008 Pazartesi
17 Nisan 2008 Perşembe
15 Nisan 2008 Salı
Resim ve illüstrasyon yapmayi çok seviyorum
Tüm insanların yaşamında en yalın biçimiyle de olsa resim vardır diye sözlerime başlıyorum.Benim yaşantıma resmin girişi, küçük bir çocukken yemek yedirmeye çalışan annemin çizdiği gelin resimleri nedeniyledir..
Ancak aynı annem, sonradan ders çalışmamı engeller gerekçesiyle, resim yapmama engel olmaya başladı. Bu beni daha çok resme yöneltti.
“ Ben resim okuyacağım “düşüncesi orta okulda beynime kazındı. Sürekli resim yapıyordum. Diğer derslerde bile resim yapmak en büyük zevkimde. Bu yüzden orta öğretimde tam dört yıl kaybettim. Her yıl bütünlemeye kaldım. Ama resim okuyacağım düşüncesi hiç değişmiyordu. Aslında her çocuk dört veya beşinci sınıfa kadar resim yapmayı sever. Ve hayal gücü küçük yaşlarda kuvvetlidir. Ama belli bir yaştan sonra bu özelliklerini yitirirler. Son yıllarda okullarda resme verilen önemin azalması da büyük etkendir. Ne yazık ki okullarda öğrenciyi yanlış yönlendiriyorlar, bunu kurslarda ki eğitimcilerde yapıyor. Örgencilerden öğrendiğime göre gerçekten çocukları çok yanlış yönlendiriyorlar ve bu çocukların sene kaybetmesine neden oluyor. Önce öss ye çalışın nasıl olsa Güzel Sanatlarıda yaparsınız deniyor. Hele kurslarda eğitim alan ve meslek liselerinde okuyan öğrenciler hemen tasarımcı olacaklarını sanıyorlar. Oysa bu mümkün değil. Hatta dört yıl okuduktan sonra da herkes tasarımcı olamıyor ne yazık ki. Ancak bir isminiz oluyor ama tasarımcı olabilmek için ilgili fakülteleri bitirip çok çalışmak gerekiyor. Bir de Mimarlar odası kesinlikle her okul mezununu kabul etmezler hele ki lise mezunlarını. İç mimar olabilmek bu ünvanı hak edebilmek için kesinlikle ilgili bir fakülteden mezun olmak gerekiyor. Yani olmayanların mimar ve iç mimar adı altında çalışmaları mümkün değil. Güzel sanatlara girmek için 3000 öğrencinin, hele yıllarca ders almış, Güzel Sanatlar liselerinden mezun olmuş öğrencilerle yarışmasının ne kadar zor olduğunu bilmiyor öğretmen ve veliler. Öss sınavından daha zor çünkü kesin sonuçlar yok bu sınavlarda. Çizemeyen öğrenci asla bu okullara giremez. Zaten girdiklerini varsayalım bir yıl zor dayanırlar, okulu bırakırlar. Resmin yanında müzik, tiyatro ve edebiyat benim için yaşamın anlamıydı. O yüzden şimdiki gençlere acıyorum…Sanattan o kadar uzaklar ki… Ve çogu bir makine gibi her söyleneni kabul ediyor, hiç araştırmıyorlar .Ben çok istedigim güzel sanatlara 1971 de kavuştum. Tatbiki güzel sanatlar, yani bugünkü adıyla Marmara üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümünü kazandım. Okulumuz tasarımcı yetiştiren ve Alman Bauhause ekolünü örnek alarak örgenci yetiştiren tek okuldu. 1975 yılında bu okuldan mezunoldum hem de hiç kalmadan çalışkan bir öğrenci olarak. Ve çalışma yaşamıma başladım.İki yıl çeşitli ajnslarda çalıştıktan sonra 1977’de Tekel Mamul Geliştirme ve Reklam Şubesine girdim. Tasarım bölümünde Grafik Tasarımcı olarak çalışmaya başladım. 20 yıl Tekel ürünleri için etiket,sigara poşeti,ilan, afiş yaptımYaptığım her işte illüstrasyon yapmak hoşuma gidiyordu. Yeni rakı, Ankara Viski,likör etiketleri , fuar sigaraları ve Tekel’in düzenlediği şarap yarışmaları… Bu arada suluboya resim yapmaya başladım. Emekli olduktan sonra atölye açtım. Bir yandan resim yapıyor,bir yandan da ilgilenen öğrencilerin Güzel Sanatlara okullarının sınavlarına hazırlanmasına yardımcı oluyorum.Böylece bir hayalim daha gerçek oldu.Özellikle suluboyada kendimi rahat hissediyorum. Renkler ve renklerin dağılımı resme soyut bir hava katıyor ve ben bunu seviyorum. Resimlerimde konunun özellikle kadın olmasının nedeni, kadın ve sorunlarını iyi biliyor olmamdır.hem de kadın figürü resme daha estetik bir hava katıyor.Önceleri balerin ve dans edenleri resmediyordum ama bir gün fırçayı aldım ve kısa sürede bir figür yaptım ,işte orda kullandığım teknik daha sonra tüm resimlerime yansıdı.
Şimdi bu teknikle o, “sorunlardan bunalmış kadının çığlığını” daha iyi yansıtabildiğimi düşünüyorum.Çok bunaldığım dönemlerde yaptığım resimler beni anlatıyor. Sanata bir köşesinden bulaşan herkeste normalin dışına, farklı olmaya yönelim vardır. Duyguları daha yoğundur. Bunlar resmime de bir biçimde yansımaktadır.
“Bağırmak istedim bunun beni hafifleteceğini biliyordum, ama bağıramadım,utandım “ Kazancakisin bu sözü bence sanatsal yaratıcılığın kaynağını açıklayan özlü bir sözdür.
Ancak aynı annem, sonradan ders çalışmamı engeller gerekçesiyle, resim yapmama engel olmaya başladı. Bu beni daha çok resme yöneltti.
“ Ben resim okuyacağım “düşüncesi orta okulda beynime kazındı. Sürekli resim yapıyordum. Diğer derslerde bile resim yapmak en büyük zevkimde. Bu yüzden orta öğretimde tam dört yıl kaybettim. Her yıl bütünlemeye kaldım. Ama resim okuyacağım düşüncesi hiç değişmiyordu. Aslında her çocuk dört veya beşinci sınıfa kadar resim yapmayı sever. Ve hayal gücü küçük yaşlarda kuvvetlidir. Ama belli bir yaştan sonra bu özelliklerini yitirirler. Son yıllarda okullarda resme verilen önemin azalması da büyük etkendir. Ne yazık ki okullarda öğrenciyi yanlış yönlendiriyorlar, bunu kurslarda ki eğitimcilerde yapıyor. Örgencilerden öğrendiğime göre gerçekten çocukları çok yanlış yönlendiriyorlar ve bu çocukların sene kaybetmesine neden oluyor. Önce öss ye çalışın nasıl olsa Güzel Sanatlarıda yaparsınız deniyor. Hele kurslarda eğitim alan ve meslek liselerinde okuyan öğrenciler hemen tasarımcı olacaklarını sanıyorlar. Oysa bu mümkün değil. Hatta dört yıl okuduktan sonra da herkes tasarımcı olamıyor ne yazık ki. Ancak bir isminiz oluyor ama tasarımcı olabilmek için ilgili fakülteleri bitirip çok çalışmak gerekiyor. Bir de Mimarlar odası kesinlikle her okul mezununu kabul etmezler hele ki lise mezunlarını. İç mimar olabilmek bu ünvanı hak edebilmek için kesinlikle ilgili bir fakülteden mezun olmak gerekiyor. Yani olmayanların mimar ve iç mimar adı altında çalışmaları mümkün değil. Güzel sanatlara girmek için 3000 öğrencinin, hele yıllarca ders almış, Güzel Sanatlar liselerinden mezun olmuş öğrencilerle yarışmasının ne kadar zor olduğunu bilmiyor öğretmen ve veliler. Öss sınavından daha zor çünkü kesin sonuçlar yok bu sınavlarda. Çizemeyen öğrenci asla bu okullara giremez. Zaten girdiklerini varsayalım bir yıl zor dayanırlar, okulu bırakırlar. Resmin yanında müzik, tiyatro ve edebiyat benim için yaşamın anlamıydı. O yüzden şimdiki gençlere acıyorum…Sanattan o kadar uzaklar ki… Ve çogu bir makine gibi her söyleneni kabul ediyor, hiç araştırmıyorlar .Ben çok istedigim güzel sanatlara 1971 de kavuştum. Tatbiki güzel sanatlar, yani bugünkü adıyla Marmara üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümünü kazandım. Okulumuz tasarımcı yetiştiren ve Alman Bauhause ekolünü örnek alarak örgenci yetiştiren tek okuldu. 1975 yılında bu okuldan mezunoldum hem de hiç kalmadan çalışkan bir öğrenci olarak. Ve çalışma yaşamıma başladım.İki yıl çeşitli ajnslarda çalıştıktan sonra 1977’de Tekel Mamul Geliştirme ve Reklam Şubesine girdim. Tasarım bölümünde Grafik Tasarımcı olarak çalışmaya başladım. 20 yıl Tekel ürünleri için etiket,sigara poşeti,ilan, afiş yaptımYaptığım her işte illüstrasyon yapmak hoşuma gidiyordu. Yeni rakı, Ankara Viski,likör etiketleri , fuar sigaraları ve Tekel’in düzenlediği şarap yarışmaları… Bu arada suluboya resim yapmaya başladım. Emekli olduktan sonra atölye açtım. Bir yandan resim yapıyor,bir yandan da ilgilenen öğrencilerin Güzel Sanatlara okullarının sınavlarına hazırlanmasına yardımcı oluyorum.Böylece bir hayalim daha gerçek oldu.Özellikle suluboyada kendimi rahat hissediyorum. Renkler ve renklerin dağılımı resme soyut bir hava katıyor ve ben bunu seviyorum. Resimlerimde konunun özellikle kadın olmasının nedeni, kadın ve sorunlarını iyi biliyor olmamdır.hem de kadın figürü resme daha estetik bir hava katıyor.Önceleri balerin ve dans edenleri resmediyordum ama bir gün fırçayı aldım ve kısa sürede bir figür yaptım ,işte orda kullandığım teknik daha sonra tüm resimlerime yansıdı.
Şimdi bu teknikle o, “sorunlardan bunalmış kadının çığlığını” daha iyi yansıtabildiğimi düşünüyorum.Çok bunaldığım dönemlerde yaptığım resimler beni anlatıyor. Sanata bir köşesinden bulaşan herkeste normalin dışına, farklı olmaya yönelim vardır. Duyguları daha yoğundur. Bunlar resmime de bir biçimde yansımaktadır.
“Bağırmak istedim bunun beni hafifleteceğini biliyordum, ama bağıramadım,utandım “ Kazancakisin bu sözü bence sanatsal yaratıcılığın kaynağını açıklayan özlü bir sözdür.
4 Nisan 2008 Cuma
28 Mart 2008 Cuma
24 Mart 2008 Pazartesi
10 Şubat 2008 Pazar
güzel kedim maviş önce asagı düstü . O kadar korkak bir kedi ki zaten iyice korktu ve bir türlü saklandıgı yerden alamadık onu. Üstünü iyice kapattık ki kaçamasın ve diger kediler zarar vermesin diye ve o gece aşagıda bıraktık onu. Ama ne yazık ki işguzar komşum barınagını açıp su dökmüş. Sabah yerinden çıkmıştı. Ama sakıyoruz o yerden çıkması olanaksız. Komşumuz nasıl kaçtı diyor ama belli sepetine girer belki diye sepetini de bırakmıştık oraya ve içi su doluydu. Bir daha da onu yakalayamadık. Gitti artık bahçe de bile yok:(
7 Ocak 2008 Pazartesi
23 Eylül 2007 Pazar
22 Eylül 2007 Cumartesi
31 Ağustos 2007 Cuma
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














































